Over (yumurtalık) kanseri nedir?

Yumurtalık kanseri

Yumurtalık kanseri, genelde kanser, geç olarak tespit edildiği için çok ilerleyince fark edilir. Bundan dolayı yumurtalık kanserleri, kadınlarda görülen en şanssız ve ölüme en çok neden olan jinekolojik kanser türüdür. Kadınlarda görülen kanser tipleri içerisinde %5 oranında, genital kanser türleri içerisinde ise %25 oranında görülmektedir. Buna rağmen yukarıda da bahsettiğimiz gibi ölümle sonuçlanan genital kanserlerin yarısı yumurtalık kanseri kaynaklıdır. Genellikle orta yaşların sonunda olan kadınlarda görülmektedir.

KANSER HASTALARINA TAVSİYE EDİLEN BAZI GIDALAR

Hazır su, kaynak suyu, hoşaf suyu, taze sıkılmış meyve suları, blenderden geçirilmiş taze meyve suları.
• Çavdar, kepek, mısır ekmeği.
• Esmer pirinç, nohut, soya fasulyesi, mercimek gibi doğal tahıl ve bakliyat ürünleri.
• Balık eti, dana eti, kuzu eti, köy yumurtası(akı).
• Doğal süt, keçi peyniri, doğal yoğurt, kefir.
• Zeytin yağı, soya yağı, fındık yağı, tereyağ.
• Taze sebze ve meyve, haşlanmış patates.
• Roka, maydanoz, brokoli, havuç, mor lahana, turp ve soğandan oluşan salata çeşitleri.
• Ceviz içi, fındık içi, hurma, kayısı(gün kurusu), kuru incir, kara üzüm, dut kurusu, erik kurusu gibi gıdaların günlük diyete dağıtılması.
• Yeşil çay, siyah çay(şekersiz ilk dem), kuşburnu çayı, nane-limon çayı, maden suyu.
Kullanılması tavsiye edilen bu ve benzeri gıdaların, kendi isteğinize göre bir programa dağıtabilir, uygulayabilirsiniz.

KANSER DİYETİNDE UZAK DURULMASI TAVSİYE EDİLEN BAZI GIDALAR

Tüm turşu çeşitleri, salamura gıdalar
• Konserve gıdalar, sosis, salam, sucuk gibi ürünler
• Çiftlik tavuğu, çiftlik yumurtası, kırmızı et ve sakatat çeşitleri
• Hazır meyve suları, kolalı içecekler, çeşme suyu, hazır çorbalar
• Alkol, tütün gibi ürünler
• Ağır yağda pişirilmiş ürünler
• Margarin, hazır ayran, yoğurt, süt vb…
• Beyaz ekmek, hazır tatlılar, pastalar
• Direk kömür ya da odun ateşinde yapılan ızgaralar
• Tuz, şeker, beyaz un, acılı baharatlar
• Isırgan otunun yemeği

DİYET İÇİN TAVSİYELER

Hastanın beslenmesi öncelikle ağız yolu ile sağlanmalıdır. Bu hem fizyolojik olması hem de hastanın yemek yeme gibi sosyal bir aktiviteden uzak kalmaması için imkan nisbetinde sürdürülmelidir. Azalmış besin alımı olan hastalara yapılacak uygun beslenme önerileri ile ağızdan alım arttırılabilir.

Kemoterapi Alırken Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Daha öncede bahsedildiği gibi kemoterapinin istenmeyen bazı yan etkileri olabilmektedir. Bu nedenle aktif tedavi almakta olan hastaların günlük yaşantılarını fazla etkilememekle birlikte dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalar ve uymaları gereken bazı kurallar vardır.

Kemoterapinin Olası Yan Etkileri Nelerdir?

Kemoterapi bir yandan vücuttaki kanserli hücreleri yok etmeye çalışırken diğer yandan normal hücrelere etki ederek yan etkilerin çıkmasına sebep olur. Kemorapiye bağlı olası yan etkiler ve bu yan etkilerin şiddeti, alınan ilaçlara ve kişisel duyarlılıklara göre değişmektedir. Kemoterapi ilaçlarından en çok etkilenen normal hücreler vücutta en hızlı çoğalan hücrelerdir. Hızlı çoğalma yeteneğine sahip bu hücrelerin başında saç, kemik iliğinde gelişim gösteren kan hücreleri, sindirim sistemindeki hücreler gelir.

Kemoterapi Nedir? Amaçları Nelerdir?

Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya bu hücrelerin büyümesini kontrol altına almak için antikanser ilaçlar kullanılarak yapılan tedavidir. Kanser tedavisinde tek başına veya cerrahi ve radyoterapi ile birlikte uygulanabilir.
Kanser tedavisinde kemoterapinin amacı hastalığın tipine ve yaygınlığına göre değişmektedir.

Baş ve Boyun Kanserleri

Baş ve boyun kanserleri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen kanser türleri arasında yer almaktadır. Baş ve boyun kanserlerinin büyük çoğunluğu erken dönemde belirti verirler. Belirtiler erken fark edilip, doktor erken uyarılırsa, doktorun zamanında doğru teşhis koyması kolaylaştırılabilir.

Arı Sütü - Kanser hakkında çalışmalar

Arı sütünün immün sistem düzenleyici etki gösterdiği sonucuna ulaşılmış olan çalışmalar sonrasında bu etkinin kanser, allerji ve inflamasyondaki etkileri araştırılmıştır.

Kahve ve Kanser

Kahve, sudan sonra tüketilen ikinci içecektir ve dünyada yılda yaklaşık 500 milyar bardak kahve tüketilmektedir
(1). Kahve içimi aromatik lezzeti ve hoş tadı nedeniyle çok popülerdir (2). Kahve, kafein ve klorojenik asitler gibi birçok kimyasal bileşen içermektedir. Bu bileşenlerin konsantrasyonu, uyanıklığı/uyanık kalmayı, fiziksel ve zihinsel performansı arttırma gibi faydaları olduğu öne sürülmektedir

Kanser Kapıyı Çalınca

Kuşkusuz ki kanser ile ilgili yaşanan sürecin başında tanı aşaması gelir. İnsanlar kendilerine konulan kanser tanısı karşısında çok değişik tepkiler gösterirler. Ancak bu tepkileri genellememiz mümkündür. Herkes için kanser, katlanılması güç ve yaşanılması zor bir durumdur. Konulan teşhis sonrasında artık hasta olarak tanımlayabileceğimiz kişinin maddi ve manevi tüm varlığı tehdit altındadır. Hastalığın ne düzeyde olduğu ve ne kadar sure daha yaşanılacağı belli değildir. Hasta için giderek sağlığının bozulma ihtimali, uzun ve sıkıntılı bir tedavi sürecinin göğüslenmesi, yakınlarının ne olacağı, tedavi sürecinde yaşanacak olan ekonomik ve sosyal sıkıntılar gibi çok önemli sorunlarla birdenbire karşı karşıya kalmak gerçekten çok zordur. Çoğu zaman hastalar için verilen ilk tepki konulan bu tanı karşısında şok olmak ve hatta ona inanamamaktır.

Kanser hakkında Doğru zannedilen Yanlışlar

Kanser bulaşıcıdır.
Kanser hastası olan bir ebevynin çocuğunda da kanser gelişir.
Saç boyası, parfümler gibi dış etkenler kanser yapar.
Stres ve üzüntü kanser yapar.
Kanser olduğu hastaya söylenmemeli.
Kanser olan hastalar mutlaka hastanede yatar ve tedavisi bu şekilde gerçekleşir.

Stres kanser yapar mı

ARAŞTIRMALARA göre stresle ilişkili duygularımızı ve bizi strese sokan durumlar da kanserle ilişkili olabiliyor.

Düzensiz uyku, kansere yol açıyor

Uykusuzluk ile kanser ilişkisi kanıtlanmıştır. Işıksız ortamda günde 7 saat uyuyun.Kansere davetiye çıkaran çevresel faktörlerden korunmanın mümkün olduğunu söyleyen Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Andaç Argon, uyarıyor: “Gece uykusu, ciddi oranda kanserden koruyan bir faktördür. En geç gece yarısı saat 01.00’de ışıksız bir ortamda uykuya geçmemiz lazım ki, bizi kanserden koruyan melatonin hormonu salgılanmaya başlasın. Erişkinlerin günde 7,5 saat aralıksız uyumaları zorunludur. Gündüz telafi uykuları aynı faydayı sağlamaz. Vücut, kanserden koruyan melatonin salgısını sadece gece ve karanlıkta salgılıyor. Bu nedenle gece çalışanlar ve uykusuz kalanlarda kanser riski, düzenli uyuyanlara göre daha fazla.” ifadelerini kullanıyor.

Gece Işıkta Uyumak Kansere Yol Açıyor

Karanlıkta uyumak beynin melatonin hormonu salgılamasını sağlayarak kişiyi kanserden koruyor. Işıkta bu hormon salgılanmadığı için kanser hücreleri daha çabuk gelişiyor. Uzmanlar, "Gece lambası da olsa ışıktan kaçının." uyarısında bulunuyor.

Sponsorlu bağlantılar

İçeriği paylaş