Lösemi tanı

Lösemiden şüphelenilen her hastaya ilk basamak olarak hastanın hastalığı ve öz ve soy geçmişi hakkındaki bilgileri alındıktan sonra ayrıntılı bir fizik inceleme yapılmaktadır. Bu inceleme ile lösemide görülebilen hastalık belirtilerine bakılırken (kansızlık, anormal kanama bulguları, lenf bezlerinde büyüme, karaciğer ve dalakta büyüme) aynı zamanda enfeksiyonun ve lösemiye eşlik eden başka diğer bir rahatsızlığın da olup olmadığı araştırılmış olur. Fizik incelemeden sonra tam kan sayımı ile kan hücrelerinin (lökosit, trombosit, eritrosit) sayısal değerine ve periferik kan yayması incelemesi ile de kan hücrelerinin yapısal bir anormalliği olup olmadığına bakılır. Tam biyokimya analizi, viral serolojiler, koagülasyon incelemeleri, enfeksiyon araştırmaları hastanemiz bünyesinde gerçekleştirilmektedir. Elde edilen bulgular ile lösemiden şüphelenildiğinde kesin tanı için kemik iliğinden örnek alınır. Bu örneğin boyamasının mikroskopta incelenmesi ile lösemi tanısı konur.

Löseminin belirtileri

Akut lenfositik lösemide çabuk yorulma, kanamalar, halsizlik, kilo kaybı, kemik ağrısı, eklem şişliği yakınmaları vardır. Yapılan fizik muayene sırasında lenf bezleri büyümüştür ve karaciğerle dalak büyümüştür. Eğer enfeksiyon varsa titreme, ateş, terleme görülür. Bu belirtiler bütün lösemi türlerinde görülür. Sinir sisteminde tutulum varsa kafa içi basıncı artmıştır. Akut myeloid lösemide de aynı belirtiler görülür. Fakat lenf bezlerinde büyüme daha azdır. Diş eti kanamaları sık görülür.

Tipik kronik lenfositik lösemide lenf bezlerinde belirgin büyüme vardır. Bakteriyel enfeksiyonlar sık görülür. Kronik myeloid lösemili hastalar doktora başvurduğunda genelde son 2-6 ay içinde bulgularda artma olmuştur.

Lösemi nedenleri

Löseminin nedenleri arasında bazı faktörler gösterilse de henüz tam olarak nedeni bilinmemektedir. Tek yumurta ikizlerinde, Down senromlularda, fanconi anemisi olanlarda görülmesi, hastalıkta genetik faktörlerin, kromozom anormalliklerin rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca iyonize radyasyona, benzen ve alkilleyici ajanlar gibi kimyasal maddelere maruz kalanlarda görülme riski artmıştır. Farelerde virüsler tespit edilmiştir fakat insanlardaki lösemilerde virüslerin yeri tespit edilememiştir. Özellikle kronik lenfositik lösemide ırk faktörünün önemli olduğu saptanmıştır. Beyaz ırkta fazla, sarı ırkta az görülmektedir.

Lösemi tipleri

Hangi akyuvar türü aşırı miktarda çoğalıyor ve kanserleşme gösteriyorsa hastalık o akyuvar adıyla tanımlanır. Mesela, lenfosit ( ya da lenfositik) lösemisi, akyuvarın bir çeşidi olan ve lenf sistemindeki lenf hücrelerini etkiler. Diğer tip ise myeloid lösemi denen, myeloblastların (olgunlaşmamış kan hücreleri) aşırı çoğalmasıdır.

Akut Lenfositik Lösemi: (ALL) Lenfosit, lenfoblast olarak adlandırılan olgunlaşmamış kan hücrelerinin dönüşümü ile oluşur. Lenfoblastlar bu kanser türünde çok fazla artmıştır. Bunlar, lenf düğümlerinde birikir ve şişliğe yol açar. Akut lenfositik lösemi, çocukluk çağında en sık görülen lösemidir.
Akut Myeloid Lösemi: (AML) Olgunlaşmamış kan hücresi olan myeloblastların aşırı çoğalması ile karakterizedir. Bu hücrelerin kemik iliğinde çoğalması sonucu kan hücreleri üretilemez ya da az üretilir. Bu hücreler üretilmezse enfeksiyonlar artar, kansızlık gelişir.

Lösemi (kan kanseri) nedir

Bir hastalık grubu olarak adlandırılan löseminin diğer adı kan kanseridir. Çünkü bu hastalıklar, vücuttaki tüm büyük kemiklerin iç kısmını döşeyen ve kan yapımını sağlayan kemik iliğinde gelişir. Diğer kanser türleriyle benzer özellikler gösterirler.

Lösemi bir hastalık grubu olduğundan birçok farklı tipi vardır. Fakat bütün lösemilerin ortak özelliği vücudu mikroplara karşı savunan lökositlerin (akyuvarlar) kontrol edilemeyecek düzeyde çoğalmasıdır. Bu lökositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu bunlar vücudu savunamayacak hale gelir ve eritrosit (alyuvar) ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinin görevini aksatmasına yol açar. Normalde 1 mm3 kanda 5 milyon eritrosit ve 4 bin ile 11 bin arasında lökosit bulunur. Lösemide ise lökosit sayısı 1 mm3 kanda 1 milyona kadar çıkabilir.

Karaciğer kanseri tedavisi

Hepatoselüler karsinom (HCC) en yaygın görülen karaciğer kanseridir ve farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Hastaların en çok yarar gördükleri tedavi yöntemi cerrahi tedavidir. Tümörleri içine alacak şekilde karaciğerin bir bölümünün çıkarılması veya karaciğer nakli tedavi seçenekleridir. Cerrahisinde dikkat edilen geriye kalacak karaciğerin hastaya yetecek nitelikte ve boyutta olmasıdır. Cerrahinin uygun olmadığı tümörlerde veya bu büyük ameliyatları kaldıramayacağı düşünülen hastalarda kemoterapi, radyoterapi, tümörün yakıldığı yöntemler (ablasyon tedavisi) veya mikroküre ile nükleer tıp tedavileri uygulanabilir.
Diğer karaciğer kanseri tiplerinde tedavi

Karaciğerde en sık görülen tümörler metastazlardır. Karaciğer metastazları da aynı HCC gibi genellikle sessiz seyreder ve ancak ileri evrelerde ortaya çıkan belirtilerle tanı konulur.

Karaciğer kanseri nedenleri ve risk faktörleri

Karaciğer kanserinin nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber hastalıktan sorumlu olduğu ve riski çok arttırdığı düşünülen bazı hastalıklar veya maddeler mevcuttur. Bunlar hepatit B ve hepatit C virüsüyle sarılık hastalığı geçirip virüs taşıyıcısı olmak, Karaciğer kanseri, bu tür virüs infeksiyonları görüldükten yıllarca sonra ortaya çıkabilir. Hepatit virüsleriyle yakınmanız olmadan da hastalığı geçirebilirsiniz ve ancak kan testleri ile hastalığı geçirdiğiniz anlaşılabilir.

Karaciğer kanseri belirtileri

Karaciğer kanseri olan birçok hastada erken dönemde herhangi bir belirti olmaz. Bununla birlikte karaciğer kanserleri genellikle karında şişkinlik, ciltte sararma, kaşıntı, karnın sağ üst kısmından başlayıp sırta vuran ağrı, ani kilo kayıpları, haftalar süren iştahsızlık, çok az yemek yenmesine rağmen yemek sonrası tokluk ve şişkinlik hissi, ateş, geceleri terleme genel sağlıkta ani kötüleşme, idrar renginde koyulaşma ve soluk renkli dışkı gibi sarılık belirtileriyle kendini gösterir. Bu sayılan belirtilerden çoğu ağır belirtiler olsa da karaciğer kanseri demek için ayırıcı belirtiler değildir çünkü tamamı enfeksiyon gibi başka bir durumdan da kaynaklanabilir.

Karaciğer kanseri nedir?

Karaciğer kanserleri, organın kendi dokusundan çıkan kötü huylu tümörlerdir, tüm kanserler içinde daha az rastlanılan bir kanser türüdür. Erkeklerde kadınlara kıyasla daha yaygındır. Tanısı konmuş her 100 kanserden yaklaşık 1 tanesi karaciğer kanseridir. Bunların içinde ise en sık rastlanılanı hepatoselüler karsinom adı verilen türdür ve karaciğer kanserlerinin yaklaşık %90’ını oluşturur. Geriye kalanlar ise çoğunlukla karaciğer içindeki safra yollarından köken alan kolanjiyokarsinom adı verilen tümörlerdir. Karaciğerde en sık görülen tümörler metastazlardır. Metastaz başka bir organ veya dokudaki kanserin karaciğere sıçramasıdır. Karaciğere vücudun hemen her yerindeki kanserler sıçrayabilir.

Özofagus kanserinin görülme sıklığı

Özofagus kanserleri dünya genelinde tüm kanserler arasında 6. sırada yer almaktadır. Tüm kanserlerin yüzde 1,5–2'sini, sindirim sistemi kanserlerinin ise yüzde 5-7'sini oluşturmaktadır. Görülme sıklığının coğrafi bölgelere göre değiştiği bilinmektedir. Ülkemizde de özellikle doğu bölgelerinde fazla görülmektedir. Özofagus kanseri, 50–60 yaşlarında sıklık göstermekte, 30 yaşın altında seyrek (yüzde 0,2) görülmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 kat daha fazla rastlanmaktadır. Özofagus kanseri, hastaların yarısında yemek borusunun orta bölümünde, üçte birinde alt bölümünde, geri kalanında ise üst bölümünde yerleşmektedir. Yerleşim yerine göre uygulanan tedavi yöntemleri de değişiklik göstermektedir.

Özofagus kanserinin tedavi yöntemleri

Özofagus kanserlerinde tedavinin seçimi öncelikle tümörün evresi ve yeri olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Ancak erken yakalanmış olgularda en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Sadece cerrahi tedavinin veya radyoterapinin yeterli olamayacağı bazı vakalarda kombine tedaviler düşünülebilir. İlerlemiş durumlarda cerrahi tedavi sadece hastanın beslenmesinin teminine yönelik olarak yapılabilir.

Tümörün yerleşim yeri de tedavinin seçiminde önemlidir. Genelde Özofagusun 1/3 alt bölümündeki tümörler cerrahi olarak kolay tedavi edilirler. Üst bölümdeki tümörlerin ise cerrahi şansı daha azdır. Erken lezyonlar cerrahi için uygunken çevre dokulara yayılım ve metastazlar cerrahi dışı yöntemlerin aranması gerektiren sebeplerdir. Lezyonun boyu, derinliği ve kitlenin total büyüklüğü tedavi seçimini yönlendirebilir çünkü 7–8 cm'den uzun tümörlerin komşu dokulara yayılma ihtimali fazladır. Diğer taraftan belirtilerin süresi de hastalığın evresi açısından önemlidir.

Özofagus kanserinin belirtileri

Yutma güçlüğü
Kilo kaybı
Göğüs bölgesinde yanma ve ağrı
Kusma, gıdaların ağza geri gelmesi
Boyunda şişlik
İştahsızlık
Ses kısıklığı
Kanama
Öksürük ve boğulma hissi

Özofagus kanserinde risk faktörleri

Sigara, alkol kullanımı ve madde bağımlılıkları,
Beslenme ile ilgili faktörler,
Genetik ve çevresel faktörler,
Kansere sebep olan diğer hastalıklar olarak sıralanabilir.

Sigara, alkol kullanımı ve madde bağımlılıkları

ABD ve Batı Avrupa'da Özofagus kanserinin en önemli sebebi sigara ve alkol kullanımıdır. Özofagus kanserinin sık görüldüğü diğer bölgelerde beslenme ile ilgili faktörler sigara ve alkolden daha ön plandadır. Alkolün etkisi tek başına oldukça az olup, sigara ile birlikteliğinde Özofagus kanseri riski doz ve süreye bağlı olarak çok yükselmektedir.

Beslenme ile ilgili faktörler

Pankreas Kanserinin Erken Teşhisi Hayati Önem Taşıyor

Dünyada en ölümcül dördüncü kanser olarak bilinen pankreas kanseri; teşhisi, tedavisi zor olan ve mümkün olduğunca erken evrede yakalanması gereken bir hastalıktır.

Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü Uzmanları, pankreas kanseri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
Pankreas hastalığı hızlı yayılım gösteriyor

Pankreas kanseri hastaları nasıl beslenmeli?

Pankreas kanseri hastalarının, proteinden zengin beslenmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan Topuz, beslenme konusunda hastalara ve hasta yakınlarına bazı önerilerde bulunuyor: ”Pankreas kanseri hastaları protein açısından balık, yağsız kırmızı et, kümes hayvanları, köy yumurtası, yoğurt, baklagillerden (özellikle bu devrede bol miktarda barbunya, mercimek vb.) tüketmelidirler. Yağ olarak, zeytinyağı tercih edilmelidir. Çiçek balı, kara üzüm pekmezi hastaya takviye bakımından önemlidir. Milk thistle, karahindibağ kullanılmalı; havuç, portakal suyu içilmeli ancak meyve suları hemen değil, uzun sürede tüketilmelidir (1 bardak 15 - 20 dakika sürede içilmelidir). Semizotu, enginar, kereviz, yerelması gibi gıdalar yenilmelidir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar pankreas kanserine karşı, oldukça başarılı sonuçlar vermiştir.” Prof. Dr. Erkan Topuz, pankreas kanseri hastalarına hayat kurtarıcı birkaç çalışma sunuyor.

Sponsorlu bağlantılar

İçeriği paylaş