Makat kanseri (anal kanser) evrelendirmesi nasıl yapılır?

Tis: insitu karsinom veya kanser öncesi tümör
T1: tümör çapının 2 cm veya altında olması
T2: tümör çapının 2-5 cm arasında olması
T3: tümör çapının 5 cm’den büyük olması
T4: tümörün vajina (hazne), üretra ve mesane gibi organlara yayılmış olması
N1: rektum etrafındaki lenf bezlerinde tümör bulunması
N2: tek taraflı kasık lenf bezlerinde tümör bulunması
N3: rektum etrafındaki ve iki taraflı kasık lenf bezlerinde tümör bulunması

Tümörün seyrini: çapı (2 cm’den küçük olanların seyri daha iyidir), yeri (makat kanalı veya makat etrafındaki ciltten kaynaklanması) ve lenf bezlerinin tutulumu belirler. Evre 1 ile 4 arasında evrelendirme yapılır, 1. evre başlangıç aşamasında ve 4. evre yayılmış tümör anlamına gelir.

Makat kanseri (anal kanser) tedavisi sonrasında takip nasıl yapılır?

Makat kanserlerinin bir çoğu yeterli tedavi edilebilirler, ancak nüks açısından takip edilmeleri gerekir. Takibin deneyimli bir doktor tarafından düzenli aralıklarla yapılması önemlidir.

Makat kanseri (anal kanser) tedavisinde mutlaka stoma veya kolostomi gerekir mi?

Makat kanseri hastalarının büyük bir çoğunluğunda stoma veya kolostomi gerekmeyecektir. Radyoterapi ile kemoterapi tedavisine yanıt vermeyen hastalarda, tedaviye rağmen tümörü tekrarlayan hastalarda rektum ve makatın (anüs) birlikte çıkarılması yani abdomino-perineal rezeksiyon ameliyatı (Miles ameliyatı) gerekebilir.

Makat kanseri (anal kanser) nasıl tedavi edilir?

1. Cerrahi: Bowen hastalığı olguları çıkartıldığında, % 2-28 oranında altta yatan skuamöz (epidermoid) kanser olduğu belirlenir.
Miles ameliyatı: Makat kanseri için makat kaslarının (internal ve eksternal anal sfinkter) tutulması durumunda makat yok edilerek stoma veya kolostomi uygulanır ki bu girişime Miles ameliyatı, abdomino-perineal rezeksiyon, abdomino-perineal amputasyon adı verilir. Bu olgularda nüks oranı % 30-60 ve beş yıllık sağ kalım oranı % 25-60 arasındadır.
Lokal eksizyon: İki cm ve daha küçük çaplı makat kanserlerinde ise lokal eksizyon veya sadece tümörün çıkartılması yöntemi tercih edilmektedir ki, bu olgularda nüks oranı % 20-80 ve beş yıllık sağ kalım oranı % 45-85 arasındadır.

2. Radyoterapi (ışın tedavisi); 3,000 rad (günde 200 rad olarak 25 seans) verilir.

3. Kemoterapi (damardan kanseri yok etmeye yarayan ilaçların verilmesi): 5-fluorouracil, mitomisin

Makat kanserinin hangi tipleri vardır?

1. Skuamöz hücreli kanser (epidermoid kanser): 60-70 yaş grubunda rastlanır. Yakınmaların başlamasından ortalama iki yıl sonra tanı konulur. Olguların yaklaşık % 30’u yanlışlıkla hemoroid, makat apsesi veya egzema tanısı alırlar.

2. Makat bölgesinin Paget hastalığı: Makat bölgesindeki, Paget hücrelerinden ve ter bezlerinden kaynaklanan ve % 70 oranında ise epitel kaynaklı ve adenokanser karakterinde bir tümördür.

3. Bazal hücreli kanser: ortalama 1-2 cm çapta tümörlerdir, % 30 oranında nüks görülür. Beş yıl sağ kalım % 75 civarındadır.

4. Verrüköz karsinom: bunlar dev siğillerdir, Buschke-Löwenstein tümörü veya kondiloma akuminata olarak ta adlandırılırlar. Aynen makat siğilinde olduğu gibi, HPV-6 ve HPV-11 ile ilişkilidirler. Çap olarak 8 cm çapa kadar büyüyebilen tümörlerdir.

5. Adenokarsinom: tüm makat kanserlerinin % 3-10’unu oluştururlar.

Makat kanseri (anal kanser) tanısı nasıl konulur?

• Tarama testi: Yüksek risk grubundaki kişilere (HİV enfeksiyonu taşıyan erkekler, erkekler ile cinsel ilişki yaşayan erkekler, değişik kişilerle cinsel temasa girenler ve rahim ağzında kondilomu bulunanlar) tarama testleri yapılabilir.
• Muayene: Makattan sürüntü şeklinde hücre örneği alınabilir (pap smear) veya anoskopi (makat bölgesi endoskopisi) ile tetkik yapılabilir.
• Biyopsi
• Endorektal veya endoanal ultrasonografi (ERUS veya EAUS)
• Bilgisayarlı tomografi

Böbrek tümörü takibi

Böbrek kanseri operasyonlarından sonra 6 aylık takipler önerilir. Check up’lar sayesinde kanserin tekrar edip etmediği belirlenecek, genel sağlık durumunda herhangi bir değişiklik olursa erken fark edilmesi sağlanacaktır. Böbrek kanseri tekrar etme ihtimali olan kanserlerden bir tanesidir. Kontroller sırasında kan testleri, akciğer grafisi, böbrek tomografi ve ultrasonografileri kullanılır.

5 yıllık takip sonrası hastanın takip aralıkları genişletilerek yılda 1 takiplerle devam edilir. Bir böbreği kanser nedeniyle alınan ve tek böbreği kalan hastalarda, kalan böbreğin fonksiyonlarının korunması ekstra önem taşır. Genellikle uzun vadede kalan böbrek, bir miktar büyüme göstererek fonksiyonlarının artmasına ve diğer böbreğinde görevlerini yerine getirmesine olanak tanıyan değişikliklere rastlanmaktadır.

Böbre kanserinde tedavi

Böbrek kanserine yakalanan bir hastada en önemli tedavi seçeneği cerrahi tedavidir. Cerrahi dışı tedavilerin özellikle kemoterapi ve radyoterapinin böbrek kanseri tedavisinde etkinliği ne yazık ki çok azdır. Cerrahi tedavi dışında targeted ve biyological terapi adı verilen tedavi seçenekleri vardır. Hastaya bu tedavi seçeneklerinden bir tanesinin uygulanmasına karar verilir.

Hasta için seçilecek tedavi genellikle:

Tümör büyüklüğüne
Tümörün böbrek dışındaki dokulara yayılım gösterip göstermemesine
Tümörün vücudun başka bölümlerine yayılım gösterip göstermemesine
Hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna bakılarak kararlaştırılır

Böbrek kanseri tedavisi üroonkoloji alanında ihtisaslaşmış bir üroloji ekibi tarafından, kanser konusunda radyoterapi, kemoterapi gibi tüm imkanlara sahip hastanelerde gerçekleştirildiğinde başarı oranı artmaktadır.

Tedavide yer alan doktorlar:

Böbrek kanserinin teşhisi

Eğer böbrek kanserini düşündüren belirtileriniz varsa doktorunuz sizi detaylı bir incelemeye alacaktır. Fizik muayene yapılabilir. Aşağıdaki testlerden bir tanesi ya da birkaç tanesi istenebilir.

İdrar analizi: Laboratuvarda idrar içerisinde kan ya da başka hastalık belirtileri olup olmadığı açısından değerlendirilir.
Kan testleri: Laboratuvarda kan birçok madde açısından test edilir. Bunlardan özellikle kreatin, böbrek kanserinde önemli bir gösteridir. Kanserin teşhisinden çok böbrek alınmasının hastaya zarar verip vermeyeceğine karar verme aşamasında önemlidir. Böbrek yetmezliği durumlarında böbreğin değil tümörün alınması öncelik kazanır.
Ultrasonografi: İnsanlar tarafından duyulmayan ses dalgalarıyla çalışan özel bir cihazdır. Organlara gidip geriye yansıyan ses dalgaları bilgisayar tarafından algılanarak organların şekli belirlenir. Böbrek kanseri tanısında ultrasonografi başarılıdır ve önemli bir yer tutar.

Böbrek kanserinin belirtileri

Böbrek kanserinde aşağıdaki belirtiler görülebilir.

İdrarda kan görülmesi (idrar çay rengi, pas renkte ya da koyu kırmızı olabilir)
Sırt bölgesi sağ ya da sol tarafta geçmeyen ağrı olması
Hastanın ya tarafında ya da karnında bir kitle belirginleşmesi
Sebebi olmayan bir şekilde normalden fazla kilo kaybı olması
Yüksek ateş
Aşırı yorgunluk hissi

Yukarıda sayılan belirtiler, böbrek kanseri nedeniyle olabilir ya da başka sağlık problemleri nedeniyle olabilir. Örnek olarak; enfeksiyon ya da böbrek kisti aynı belirtileri yapabilir. Bu belirtilere sahip olan hastaların doktora başvurması varsa böbrek kanserinin, kanser yoksa da aynı belirtilere sebep olan diğer hastalıkların ortaya çıkmasına ve tedavi olmasına olanak tanıyacaktır.

Böbrek tümörü için risk faktörleri

Böbrek kanseri tanısı konmuş bir hastanın kansere neyin sebep olduğunu merak etmesi çok doğaldır. Ancak biz doktorlar olarak çoğu zaman böbrek kanserine yakalanma sebebini açıklayamamaktayız. Aynı çevresel etkilere maruz kalan aynı şekilde beslenen iki insandan birinde tümör olabilir diğerinde ise tümör görülmeyebilir.

Ancak biliyoruz ki bazı belirgin risk faktörleri böbrek kanseri oluşturmada önemli etkilere sahiptir. Aşağıda belirtilen risk faktörlerine sahip olan kişilerde böbrek kanseri gelişmesi daha sıklıkla görülmektedir.

Sigara: Böbrek kanseri gelişimi için en önemli risk faktörlerinden bir tanesidir. Sigara içenler, içmeyenlere göre daha yüksek oranda böbrek kanserine yakalanmaktadır. İçilen süre uzadıkça böbrek kanserine yakalanma riski artmaktadır.
Obezite: Böbrek kanseri riskini arttırmaktadır.
Yüksek kan basıncı: Uzun süre devam eden yüksek kan basıncı böbrek kanser riskini arttırmaktadır.

Böbrek kanseri nedir?

Böbrekler, karnımızda yer alan bir çift organdır. Her böbrek hemen hemen bir yumruk büyüklüğündedir. Böbrek idrar yoluna ait bir organdır. Kandaki atık maddeleri ve fazla suyu süzerek idrar meydana getirirler.

İdrar, böbrek içerisinde böbrek pelvisi adı verilen bir boşlukta toplanır. Bu boşluk böbreğin orta kısmında yer alır. İdrar böbrek pelvisinden mesaneye doğru üreter adı verilen kanal vasıtasıyla aktarılır. Mesanede biriktirilen idrar daha sonra üretra adı verilen kanal vasıtasıyla vücut dışına aktarılır.

Böbrekler ayrıca kan basıncını kontrol eden maddelerin üretiminde bulunurlar. Yine kırmızı kan hücrelerinin üretimine yardımcı olurlar. Böbreklerin üst kısmında böbrek üstü bezi (adrenal bezi) bulunur. Böbreklerin üst kısmı kalın bir yağ tabakası ile kaplıdır. Bu yağ tabakasının dışında da fibroz dokudan oluşan böbrek kapsülü bulunur.
Kanser hücreleri

Meme kanserinde tedavi sonrası bakım

Meme kanseri tedavisinden sonra düzenli kontroller önemlidir. Her ne kadar meme kanseri tamamen yok edilmiş gözükse de, hastalık bazen vücutta kalan tespit edilememiş kanser hücreleri yüzünden nükseder.

Takip
Tedaviniz bittikten sonra tüm takip randevularınıza gitmeniz çok önemlidir. Bu randevularda doktorunuz belirtiler hakkında sorular soracak, fizik muayene yapacak, kan testleri veya röntgen filmi gibi görüntüleme tetkikleri isteyecektir. Kanserin yinelemesi veya yayılmasının saptanması ile bazı tedavilerin yan tesirlerinin ortaya çıkarılması için takip gereklidir. Kafanızdaki soruları doktorunuza sormanız ve varsa endişelerinizi görüşmeniz için iyi bir fırsattır.

Hemen hemen her kanser tedavisinin yan tesirleri vardır. Bazıları birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebileceği gibi, bazıları ise kalıcı olabilir. Sizi rahatsız eden herhangi bir belirti veya yan tesiri tedavi ekibinize anlatmaktan çekinmeyin, ancak bu sayede bunların tedavisi için size yardımcı olabilirler.

Meme kanserinde iyileşme

Meme Rekonstrüksiyonu

Mastektomi olan bazı kadınlar, mastektomi sırasında ya da daha sonra meme rekonstrüksiyonu olmak isteyebilirler. Bazı kadınlar, meme protezini tercih edebilirler. Tüm bu seçeneklerin avantaj ve dezavantajları vardır, bir kadın için uygun olan diğeri için uygun olmayabilir. Önemli olan meme kanseri olan her kadının seçeneklerinin olmasıdır. Meme rekonstrüksiyonunu düşünen kadın (sonradan yapılacak olsa bile) mutlaka mastektomiden önce bir cerrahıyla görüşmelidir.

Meme rekonstrüksiyonu için bir çok işlem vardır. Bazı kadınlar implant (silikon ya da serum fizyolojik) isteyebilirler. Aynı zamanda kadın, vücudunun başka bir bölgesinden alınan kendi dokusuyla da meme rekonstrüksiyonu isteyebilir. Karnın altından, sırttan veya kalçadan memeye deri, kas ve yağ alınabilir. Cerrah, meme şeklini yaratmak için bu dokuları kullanır.

Meme Kanserinde Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp

Meme kanseri olan bazı kadınlar stres ve diğer yan etkilerini azaltmak için tamamlayıcı ve alternatif tıptan yararlanabilirler:

Tamamlayıcı tıp, doktor tarafından önerilen tedaviye ek bir yaklaşımdır.
Alternatif tıp, standart tedavi dışında yapılan yaklaşımdır.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbbın en genel olanları akupunktur, masaj tedavisi, bitkisel ürünler, vitamin ve özel diyetler, visualization, ve ruhsal tedavidir. Birçok kadın bu yaklaşımların kendilerini iyi hissetmelerine neden olduğunu belirtiyor.

Fakat bazı yaklaşımları doktorun önerdiği tedaviyle birlikte yapmak zararlı olabilir. Bu tedavileri denemeden önce kadın, doktoruyla tedavilerin olası yarar ve risklerini konuşmalıdır. Bazı tamamlayıcı ve alternatif tıp ilaçları pahalı olabilir. Sağlık sigortası bu masrafları karşılamaz.

Sponsorlu bağlantılar

İçeriği paylaş